SAHİPSİZ BİR BEYİN, BULANA ÖDÜL...

Hayatımda olan olaylara keşke dur diyebilseydim ama ben dur demek yerine sadece olanları izliyorum ve her geçen gün bu sorunların azalması için ALLAH'a yalvarıyorum. Edilen duayı bekleyecekmişsin gerçekleşmesi için. Ama artık sabırsızlanıyorum, daha ne kadar bekleyeceğim diye kafayı yiyorum. Beklerken elden bir şey gelmez diye umutsuzluğa kapılmak yerine, elimden geldiğince çözüm buluyordum. Eksik olan şeyin en olduğunu bulmaya çalışıyordum. Ne olabilirdi? Ne olabilirdi? Ne olab... Tabi ya, eksik olan şeyin huzur olduğunu nasıl anlayamamıştım. Bunun nasıl yapacaktım? Kendimi ilk defa ameliyata girmiş ev bu konuda hiçbir bilgisi olmayan doktor gibi acemi hissettim. Çünkü ilk defa bu kadar ciddiye alıyordum olanları. Ee yaş ilerledikçe bazı şeylerin yanlışlarından çok doğrularını bulmaya çalışıyorsun. Ortama uyum sağlamaktan başka çarem var mıydı ki? Ortam her ne kadar bana uygun olmasada, lugatımda imkansız diye bir kelime olmadığını da vurgulamak isterim. Yapılan yorumlara, aşağılayıcı tavırlara susuyordum ve tebessüm ediyordum, çünkü çok ihtiyacım vardı. Onlar bana bağırdıkça, beni hiçe saydıkça ben hep doğayı düşünüyordum, cıvıldayan kuşları, sıcaktan kavrulduğumuz ve biraz esintiye ihtiyacımız olduğu zamanda ağacın yapraklarının salladığını hayretle izlediğimi düşündüm. Meditasyon yapıyordum anlayacağınız, hiç anlamam ama neyse. Mahalle kavgalarını andıran bağrışmalar durmuştu. Bir dakika lütfen, etraf daha da güzelleşiyor, buna şahit olmanızı isterdim. Her yer mükemmel gözüküyordu. Ama bir anlık hevesti, hani nasıl tuvaletiniz geldiğinde biraz daha beklersiniz ve ihtiyacınızı giderdiğinizde rahatlarsınız ve daha sonra o 1-2 saniyelik mutluluğu unutabiliyorsanız bende gördüğüm bu güzelliği 1-2 saniyede yok edebiliyordum. Oturuyordum, o kadar sinirliydim ki üstümde bulanan kot pantolonu bacak bacak üstüne atarak yırtmayı düşünüyordum, sonra rahatsız olduğum bu durumdan kurtulup yeni bir hayata başlayacaktım. Gelip beni yoklayan rüzgarın farkındaydım ama buna rağmen gözlerimi hiç açmadım. Gelip, gidiyordu rüzgar. Daha gelmedi, sanki. Etrafımdaki çığlıklar neden arttı? Gözlerimi açmak istiyorum, durun bir dakika! Yoksa, yoksa... Evet beklediğim an gelmişti, ALLAH dualarımı kabul etmişti. Ama hala duyuyordum bir sorun vardı yalnız, görmüyordum. O kadar çok ALLAHU EKBER sesleri yükseldi ki, korkmuştum. Gözlerimi açıp, kaç kişinin olduğunu sayacaktım. Şaka olmalıydı ki, biri 'Hakkınız helal mi?' diye bağırdı, yine korktum çünkü yine çok insan vardı ve hepsi bir ağızdan 'evet' dedi. Bu ölüler için denmiyor muydu? Yani onu söyleyen adam imam mıydı? İyi de ben sadece biraz huzur istemiştim ALLAH'tan, ne yani ben miydim huzursuzluk yaratan? Kusura bakmayın gitmeliyim AHİRET'ten çağırdılar, HOŞÇA...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !